top of page
  • DUAH Instagram Adresi
  • DUAH X Adresi

İran’ın İsrail ile İlişkilerinin Tarihsel Gelişim Süreci

  • Yazarın fotoğrafı: Mehmet Burak Safa Bayraktar
    Mehmet Burak Safa Bayraktar
  • 10 Mar
  • 3 dakikada okunur

M. Burak S. Bayraktar

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler

TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi

10 Mart 2026, Salı


1910’lu yıllardan bugüne gelinene dek geçen yüz yılı aşkın zaman diliminde, Yahudiler ile bölgesel ve küresel aktörlerin ilişkileri hayli değişim göstermiştir. Bu aktörlerin devlet düzeyinde olup en çok göz önünde olanlarından biri de İran’dır. İran-İsrail ilişkileri, dört ana başlık altında incelenebilir: 1947-53 arası dönem, Muhammed Rıza Pehlevi’nin yeniden iktidara gelmesiyle başlayan dostane dönem (1953-79), 1979 İran İslam Devrimi’nden 1990'a kadar süren kötüleşme dönemi ve son olarak Körfez Savaşı'nın bitiminden bugüne süregelen düşmanlık dönemi.


1947’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, Filistin’i Yahudiler ve Araplar arasında pay etmeyi öngören ‘’Kudüs’ün Hukuki Statüsü Hakkındaki 181 No’lu Karar’’ı onaylamıştır. İran; Afganistan, Pakistan ve Türkiye ile birlikte karara red oyu kullanan 13 ülke arasında yer alsa da 1948’de, İsrail’i egemen bir devlet olarak -de facto- tanıyan Türkiye’den sonraki ilk Müslüman ülke olmuştur.[1]


1951 senesinde İran’da Başbakanlık koltuğuna oturan Muhammed Musaddık, milliyetçi politikaları benimseyerek Batı karşıtı ve Araplarla iyi ilişkiler geliştirmeyi önceleyen bir çizgide hareket etmiştir. Bu nedenledir ki İsrail ile doğrudan ekonomik veya diplomatik ilişkiye girilmemesi gerektiğini savunmuştur ancak diğer yandan o dönemde İsrail pasaportlu kişilerin İran’a giriş yapmasına izin verilmiş ve İsrail vatandaşı olan kişilere sınırlı da olsa ticari faaliyet imkânı tanınmıştır.


1951’e gelindiğinde, İran Başbakanı Muhammed Musaddık, İngilizler’e ait olan -ve günümüzde BP olarak bilinen- Anglo-Iranian Oil Company’nin ülke içerisindeki dominasyonuna son vererek İran petrollerini millileştirmek üzere girişim başlatmıştır. Bu durum, İran petrollerini stratejik bir kaynak olarak gören ABD ve İngiltere’nin ekonomik çıkarlarını derinden sarsmıştır. Buna   karşın, 1953 senesinde CIA (ABD) ve MI6 (İngiltere) destekli bir darbe yaşanmış, bu darbe neticesinde Muhammed Musaddık iktidardan düşmüş ve Batı yanlısı Muhammed Rıza Pehlevi yeniden iktidara gelmiştir. Bunun sonucunda İran-İsrail ilişkileri önemli ölçüde normalleşmiş, 1953 sonrası dönemde İran ile İsrail arasında gizliden gizliye askerî ve ekonomik iş birlikleri başlamıştır.[2] 1955 sonrası yıllarda bu gizli ilişkiler geliştirilmiş; 1957'de İsrail İstihbarat ve Özel Harekâtlar Enstitüsü (MOSSAD), İran İstihbarat ve Devlet Güvenlik Örgütü’nün (SAVAK) kurulmasına yardım ederek iki istihbarat teşkilatı arasında askerî ve istihbari iş birliği yapılmıştır.[3] 1968 yılında, İran petrollerini İsrail üzerinden Akdeniz’e taşıyan bir boru hattı inşa edilmiş, iki devletin ekonomik müttefikliği belirginlik kazanmıştır.[4]


1973 yılında meydana gelen Yom Kippur Savaşı’nda (Mısır ve Suriye’nin İsrail’e saldırdığı savaş) İran, diğer Müslüman ülkelerden farklı bir tutum izleyerek ABD ve İsrail’in bölgedeki çıkarlarına zarar vermemek için tarafsız kalmayı tercih etmiştir.[5] 1979 senesinde, Pehlevi’nin Batı yanlısı politikalarına karşı artan halk tepkisi, İran İslam Devrimi’ni tetikleyerek İran-İsrail ilişkilerinde bir kopuş meydana getirmiştir. 1 Şubat 1979’da Ayetullah (Ruhullah) Humeyni İran’a geri dönmüş, bu dönüşten on gün sonra Muhammed Rıza Şah Pehlevi devrilmiştir. Humeyni başkanlığındaki Yeni İran Yönetimi İsrail ile tüm ticari ve diplomatik ilişkileri keserek İsrail’i ‘’şeytanî bir varlık’’ olarak tanımlamıştır.[6] Bu tarihten sonra iki devletin ilişkileri tamamen düşmanca bir hâl almıştır. Bu düşmanlık, 1990 Körfez Savaşı sonrası tırmanmış ve İran’ın İsrail’e karşı Hamas, Hizbullah gibi vekâlet gruplarını desteklemesiyle devam etmiştir. İran-İsrail ilişkileri günümüze kadar bu bağlamda süregelmiştir.

 


[1] Ergün, Yetkin. n.d. Kudüs’ün Hukuki Statüsü ve Uluslararası Toplumun ABD’ye Cevabı. Adalet Bakanlığı.

[2] (ayrıca bkz. Periferik Strateji)

[3] Raviv, Dan, and Yossi Melman. 1990. Every Spy a Prince: The Complete History of Israel's Intelligence Community. Boston: Houghton Mifflin Harcourt.

[4] Burr, William, and Miriam Temkin. 2006. “The Secret Israeli-Iranian Alliance.” Bulletin of the Atomic Scientists 62 (5): 26–33.

[5] Rubin, Barry. 1980. Paved with Good Intentions: The American Experience and Iran. New York: Oxford University Press.

[6] Hiro, Dilip. 1989. Iran Under the Ayatollahs. London: Routledge.

 
 
 

Yorumlar


Bu gönderiye yorum yapmak artık mümkün değil. Daha fazla bilgi için site sahibiyle iletişime geçin.

Yazılarınız DUAH'ta Yer Alsın

bottom of page