EYT'nin Gizli Bedeli
- Ali Selim Gürül

- 10 Şub
- 2 dakikada okunur
Ali Selim Gürül
İşletme, BA
Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi
10 Şubat 2026, Salı
Yıllardır yapılan çalışmalar sonrası EYT ülkemizde uygulanmaya başladı. Bu doğrultuda sayısı milyonlara yakın bir sürü çalışan erken yaşta emeklilik kazandı. Bunun faturasını ise kimlerin ödeyeceğini kimse söylemedi. Aslında cevabı çok basit. 2000 sonrası nesile kesilmiş bir fatura oldu.
Dünyanın her yerinde sosyal güvenlik sistemi matematiğe dayalıdır ve 50 yıl ilerisi düşünülerek tasarlanır lakin bizim ülkemizde bir sonraki nesilleri düşünmeden gelecekten çalma mekanizmasına dönüşmüştür. Bütçeye fazlasıyla yük olan EYT yanında ise şimdi bir gün ile emekliliği kaçıranlar için kademeli emeklilik gündemde. Özellikle seçim zamanında kademeli emekliliğin kabul olması, uzmanlara göre 2000 sonrası neslin artık emekli olamayacağını belirtmekte.
SGK'nın ayakta kalabilmesi için altın bir kurala ihtiyaç vardır: AKTİF – PASİF oranı. Sağlıklı bir ortamda dört çalışanın bir emekliye bakması gerekmektedir. EYT öncesi oranlarına baktığımızda ise Türkiye'de 1.70 iken EYT sonrası 1.63 kadar geriledi ve kademeli emeklilik gelmesi doğrusunda bu oranın 1.50'ye kadar düşmesi bekleniyor. Yani her geçen gün gençlerin sırtına binen yük artmakta. Ayrıca doğurganlık hızının düşmesi, ülke nüfusunun azalması ve genç nüfusun azalması başlıca tehditlerden bir tanesi. İkinci önemli bir faktör ise 2000 sonrası neslin 65 yaşını beklemesi ve 6500 ila 9000 gün prim süresini doldurması gerekirken EYT ileemekli olan kesimin 43-45 gibi yaşlarda emekli olması gençlerin çalışma isteğini ve gelecekteki umudunu önemli ölçü de düşürmektedir. Özetlemek gerekirse genç nesil, kendinden çok daha az çalışmış bir kuşağın, 30-40 yıl boyunca alacağı emekli maaşını finanse etmek için ömrünü çürütmek zorunda bırakıldı.
Özellikle son zamanlarda düşen alım gücüne baktığımızda ise 2.2 milyon kişinin emekli olması ve bir bu kadar vatandaşın emekli olması, aynı zamanda çalışır halde olup halen emekli maaşı alan kesimin olması, devasa bir karşılıksız paranın piyasa sürülmesine,EYT açıklarının vergi artışlarıyla alım gücünü düşürmesinde önemli faktörlerden olduğunu görebilmekteyiz.
Bütçe açığını kapatmak için çıkarılan yeni vergiler, maaşlardan yapılan %3 zorunlu kesintiler hiçbir suçu olmayan 2000 sonranesle kesilmesi, ciddi anlamda eşitsizliğe yol açmaktadır. Gençlerin alım gücü, erken emekli edilen kitleyi finanse etmek uğruna eritildi.
EYT'nin yarattığı tahribat henüz sindirilememişken, şimdi de masada "Kademeli Emeklilik" talepleri var. 1999 sonrasında, 2000-2008 yılları arasında işe girenler "biz de erken emekli olmak istiyoruz" diyor.
Bu talepler kabul edilmesi doğrultusunda; yeni vergilerle bütçedeki açıklar kapanmaya çalışılacak, devletin ekonomik teknolojik yatırımları 43-50 yaşındaki vatandaşların emekli maaşlarına gidecek, SGK'nın bütçe açığı sürdürülemez boyutlara ulaşacak.
Bu bir "genç-yaşlı" düşmanlığı değil, bir adalet ve sürdürülebilirlik meselesidir. Üretenin, çalışanın ve gençlerin cezalandırıldığı;henüz verimli çağında olan 45 yaşındaki insanların emekli edildiği bir sistem, yeni nesli yoksulluğa mahkum etmiştir. 2000 sonrasınesil tembel değil; sadece kendisinden öncekilerin yediği yemeğin hesabını, daha zor şartlarda ve daha uzun süre çalışarak ödemekzorunda bırakılmış bir nesildir. Kademeli emeklilik gibi yeni popülist adımlar yerine, artık "üreteni koruyan" politikalara dönülmelidir. Yoksa bu ülkede yakında çalışıp, emekliye bakacak bir gençlik kalmayacak.




Yorumlar